Albert Einstein’ın Favori Kitapları

Olympia Academy’i duydunuz mu? Albert Einstein da birçok dahi gibi kitapları çok seven, çok fazla kitap okuyan bir bilim insanıydı. Arkadaşlarıyla beraber; fizik, matematik ve felsefe üzerine okumalar/tartışmalar yapmayı çok seviyordu. Bu topluluğa espirili bir isim bile taktılar: Olympia Academy.

Bu yazımızda sizlere Einstein’ın Olmypia Academy’de okuduğu kitaplardan bir derleme yaptık. Keyifli okumalar!

1- Don Kişot – Miguel de Cervantes 

Edebiyatta roman türünün başlangıcı sayılan ve birinci bölümü 1605 yılında yayımlanan İspanyol edebiyatının bu başyapıtı, yayımlandığı günden beri pek çok dile çevrildi, defalarca basıldı. Elinizdeki bu kitap, Türk edebiyatının önemli yazarlarından Reşat Nuri Güntekin tarafından Don Kişot’un kısaltılmış, Fransızca bir versiyonundan çevrildi. Kitapta yer alan resimler, Gustave Dore’nin Don Kişot için yaptığı gravürlerden seçildi. “Okur” olacak kişinin mutlaka okuyacağı kitaplar arasında yer alır Don Kişot. Bir başka deyişle Don Kişot’u okumamış kişi “okur-yazar” sayılmaz.

2- Ethica – Benedictus de Spinoza

Felsefe tarihinin şüphesiz en tartışmalı eserlerinden biri olan ve ilk defa özgün dilinden çevrilerek Türkçeye kazandırılan Ethica, daha gençliğinde bağlı olduğu Yahudi cemaatinden aforoz edilen, eserleri yasaklanan, yaşamını bin bir zorlukla kazanmak zorunda kalan çetin bir insanın; kendisine geometriyi kalkan yapıp klasik ve skolastik felsefe terimlerinin içeriğini yeni bir bakış açısıyla doldurmaya, metafizik konuları matematik düşünme yöntemiyle kanıtlamaya çalışan hummalı bir zihnin ürünüdür.

3- Karamazov Kardeşler – Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

Fydor Mihayloviç Dostoyevski (1821-1881): İlk romanı İncancıklar 1846’da yayımlandı.Ünlü eleştirmen V.Byelinski bu eser üzerine Dostoyevski’den geleceğin büyük yazarı olarak söz etti.Ancak daha sonra yayımlanan öykü ve romanları,çağımızda edebiyat klasikleri arasında yer alsa da, o dönemde fazla ilgi görmedi.Yazar 1849’da 1.Nikolay’ın baskıcı rejimine muhalif Petraşevski grubunun üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklandı. Kurşuna dizilmek üzereyken cezası sürgün ve zorunlu askerliğe çevrildi.Cezasını tamamlayıp Sibirya’dan döndükten sonra Peterburg’da Vremya dergisini çıkarmaya başladı, yazdığı romanlarla tekrar eski ününe kavuştu.Karamazov Kardeşler Dostoyevski’nin son başyapıtıdır.

4- Antigone – Sophokles

Sophokles (MÖ 495-406): Yunan tragedyasının en önemli yazarları arasında adı ilkönce hatırlanan Sophokles, konuları işleyişi ve oyundaki karakterleri canlandırılmakta ustalığıyla ayrı bir yere sahiptir. Tiyatro tekniğini geliştirmiş, diyaloglara, dekor ve kostüme önem vermiştir. Tragedyalarında dönemin yazarlarında rastlanmayan derli toplu bir içyapı görülür. Eserlerinde yazgı sorununu her zaman ön planda tutar. Katıldığı yarışmalarda yirmiden fazla ödül almıştır. Yüz yirmi üç tragedya yazan Sophokles’in eserlerinden sadece Aias, Antigone, Kral Oidipus, Elektra, Trakhis Kadınları, Philoktetes, Oidipus Kolonos’ta günümüze ulaşabilmiştir. Sophokles’in tüm eserleri Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi’nde yayımlanacaktır.

5- Bilim ve Hipotez – Henri Poincare

Bütün fizik denklemlerine bir biçimde giren bu kütle denen şey nedir? Uzayın üçten fazla boyutu olabilir mi? Fizik kanunlarının yarın değişeceğinden korkmalı mıyız? Bilim ve Hipotez’de Henri Poincare (1854-1912) bütün bu sorulara ve bilime dair daha birçoklarına yanıt vermektedir.

6- İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme – David Hume

David Hume (ya da Home; 1711-1776) bir İskoçyalı felsefeci idi. 1738-40’da yayımladığı “İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme” yalnızca Hume’un değil ama bütün bir görgücü literatürün en önemli çalışmasıdır. Hume’un felsefesi Bacon, Locke ve Berkeley gibi yazarların öznel idealiz­mini baştan sona yineler ve kuşkucu dogmaya en küçük bir katkıda bulunmaz. Popülerlikte öncellerini gölgede bırakmasının nedeni onlardan daha tutarlı olmaktan korkmamasına, görgücülüğü en uç vargılarında sınırsızca formüle etmesine bağlıdır.

Bir Cevap Yazın

Next Post

Etkili İletişim İçin Mutlaka Okumanız Gereken 6 Kitap

Cum Nis 24 , 2020
Üniversitede kitle iletişimi dersimize giren hocamızın tüm sınıfı kahkahalara boğan anısını hiç unutmam. Hocamız abisini ziyarete gittiği bir gün evde ciddi bir huzursuzluk olduğunu seziyor. Abisinin kızı, çocukluk çağı ile yetişkinlik çağı arasındaki o meşhur geçiş dönemi olan ergenlik döneminin tüm duygusal yoğunluğuyla ortalığı birbirine katıyor. Abisinin kendisinden, “iletişimci adamsın […]