Bayram Tatili İçin Kitap Önerileri

Bayram Tatili İçin Kitap Önerileri

748
PAYLAŞ

Tatillerin en güzel yanlarından biri de kitap okuyabilmek. Verandada güneşin batışını izlerken yanınızda size huzur verecek bir kitap bulundurmanız keyfinizi artırabilir. Size çokça bilinmeyen ama keyif alacağınız birkaç kitap önermek istedik. Okurken keyif alacağınızı düşünüyoruz.

Proust Ve Mürekkepbalığı – Okuyan Beynin Bilimi Ve Hikâyesi

Proust Mürekkep BalığıKitabın yazarı Maryanne Wolf, Tufts Üniversitesi’nde bilişsel sinirbilimci ve çocuk gelişimcidir. Kitabında oldukça ilginç konulara yer veriyor.

İlk okuma nasıl gerçekleşti? Sokrates yazıya neden karşı çıkmıştı? Beyin okumayı nasıl öğrenir; öğrenmezse ne olur? Farklı okuyan beyin nasıl çalışır? Okuduklarımız bizi nasıl değiştirir? Maryanne Wolf, Proust ve Mürekkepbalığı’nda okumaya dair benzer pek çok soruya cevap arıyor. Wolf, okuyan beynin tarihini, hem yazının icadından bu yana hem de günümüzde bir çocuğun yaşamı boyunca ele alıyor. Disleksili çocukların okumayı öğrenirken neden zorlandıklarını ve özel yetilerini tartışıyor. Atalarımızın borçlarını ve isteklerini kil tabletlere ve papirüslere kaydedişinden derin düşüncelere erişmek için okuma sürecine geçişte beynin ne tür yöntemler kullandığını gösteriyor. Önümüzdeki teknolojik değişikliklerin okuyan beyni ve entelektüel repertuarımızı nasıl etkileyeceğine dair temkinli gözlemler sunuyor. Proust ve Mürekkepbalığı, okumaya ve beynin işleyişine ilgi duyan herkesin keyifle okuyacağı bir bilimsel çalışma.

Sherlock Holmesun Başarı Sırları – Usta Dedektiften Hayat Dersleri

Sherlock Holmes'un Başarı SırlarıArthur Conan Doyle, gerçek hayattaki dehası ile çevresindeki insanların üstün yeteneğini Sherlock Holmes’ta birleştirerek üstün bir karakter yarattı. David Acord ise Sherlock Holmes’u başarılı kılan niteliklerden yola çıkarak kendi dehamızı ortaya çıkarmamıza yardımcı oluyor. Acord sadece Sherlock Holmes ve yaratıcısının karakterlerine eşsiz bir bakış açısı sunmuyor aynı zamanda bazı meziyetleri de keşfetmenizi sağlıyor:
Düşündüğünüzden daha hızlı bir şekilde hedeflerinize ulaşmak için doğru ve kesin bilgiye olan tutkunuzu nasıl geliştireceksiniz?
Neden üzerinde durulmayan küçük detaylara odaklanmak başarının anahtarıdır?
Başkalarının bilmediği şeyleri bilmenin değeri nedir?
Neden öne çıkıp övgü toplamalısınız (ölümüne tevazu)?
Düşmanınızı takdir etmenin önemi nedir?
Neden alt sınıftan insanlarla arkadaşlık etmeliyiz?

Karanlıkta Dans; Kavgam

Karanlıkta DansKnausgaard günlerini, anlarını anlatıyor, siz sanki kendi hayatınızı yaşıyor gibi hissediyorsunuz. Mutfakta, yatak odasında, sokakta, okulda, işte, gündüz ve gece, her yerde Karl Ove size kendi hikayenizi anlatıyor.

Kendi hikayenizi okudukça evinizde hissediyorsunuz, Karl adeta eviniz oluyor, ondan hiç ama hiç ayrılmak istemiyorsunuz.

Var olduğunu bilmediğinde sen kim oluyorsun? Var olduğunu hatırlamadığın zaman sen kim olmuştun?

Böyle Mi Olacaktı ?

Böyle mi Olacaktı?Çok, çok, çok sevdiğiniz eski sevgilinizin ardından yanaklarınızdan süzülen yaşlarla yatağınıza uzanıyorsanız durumla bu kadar iyi başa çıktığınız için kendinizi tebrik etmelisiniz. Çok daha fenasını yapıyor olabilirdiniz. Çok daha fenasını. Eski sevgilinizin kellesini alıyor, hiç tanımadığınız tipleri hadım ediyor veya bir şişme bebekle yeni bir hayata yelken açıyor olabilirdiniz. SİZ BİR KAHRAMANSINIZ.
BÖYLE Mİ OLACAKTI?’da Jennifer Wright bizlere, kabul edilebilir rezilliğin sınırlarını aşıp tarihte iz bırakma mertebesine ermiş 13 berbat ayrılık hikâyesini sunuyor. Liste ilgi çekici; ayrılık acısından mustarip İmparator -ve sadist-Nero’dan Rus İmparatoriçesi Anna İvanovna’ya (bir çifti düğün gecelerinde çıplak olarak buzdan saraya kilitlemişliği var), Anne Boleyn’den Lord Byron’a, Norman Mailer’dan Elizabeth Taylor’a uzanıyor. Fena süründürmüş  ayrılıkları gün yüzüne çıkarmak için arşivlerin derinlerine dalan Wright öğrendiklerini sohbetimsi, hayli nükteli bir üslupla bizlerle paylaşıyor. Böyle mi Olacaktı? sevmiş, kaybetmiş ve belki de eski sevgilisine gece yarısı fazla kaçırmış halde aptalca mesajlar göndermiş olanlar için. Ne kadar kötü şeyler yapmış olursak olalım, kimsenin VIII. Henry kadar kötü olamayacağını  hatırlatmak gibi ulvi bir amacı var.

Business Romantik

Business RomantikHerkesin hayalini kurduğu, daha anlamlı hatta büyülü bir iş hayatı için Business Romantik hareketini başlatan, dünyanın en önemli şirketlerine danışmanlık veren pazarlama gurusu Tim Leberecht, iş dünyasına bir Romantik’in perspektifinden bakarak profesyonel hayatın bilinen tüm ezberlerini bozuyor.

‘Modern iş hayatlarımızda, bizden eşsiz, tutarlı birer üretim makineleri olmamız bekleniyor. Çoğunlukla aynı kişi olarak kaldığımızda ödüllendiriliyoruz. Sürprizler hoş karşılanmıyor ve uç duygular yasaklanıyor. Bunun sonucunda iş kimliklerimizi ve insanlığımızı daraltıyoruz, iş hayatımızda birçok duygusal, entelektüel ve spiritüel ihtiyacımızdan vazgeçiyoruz. Bu boğucu gerçekten kaçmak için ilk denediğimiz yol, başka bir kimliği denemek, bir maske takmak. Maskeler bir süreliğine yabancılaşmamızı sağlıyorlar. Bir Business Romantikmiş gibi davranarak, kendi hayal gücümüzün sınırlarını ve meslektaşlarımızın bizi nasıl algıladığını test edebiliriz. Az risk alarak, bunu gerçekten romantik biriyle deneyimleyebilir ve iş hayatında romantik olmanın nasıl bir his olduğunu görebiliriz. Sadece kullanışlı değil, aynı zamanda güzel bir şey yaratmayı deneyebiliriz.

Kadife Bey

Kadife BeyBesteci Erik Satie öldüğünde kendini Araf’ta, başka ölülerin arasında ragtime dinleyerek elli dokuz yıllık hayatının en değerli anısını seçmeye çalışırken bulur. Öteki tarafa sadece bir anı götürmesine izin vardır. Chat Noir’da absent içtiği akşamlarımı; çağdaşları büyük besteciler Debussy ve Ravel’le, büyük sanatçılar Duchamp ve Man Ray’la dostluğunu mu; hayatının aşkı trapezci, model ve ressam Biqui (Suzanne Valadon) ile geçirdiği geceleri mi; müzikteki başarılarını ve düş kırıklıklarını mı alacaktır yanına? Yoksa Gymnopédies, Gnossiennesya da Armut Biçimindeki Parçalar isimli eserlerini mi? Siz yanınıza hangi anınızı alırdınız?
Erik Satie’nin hayatından ayrıntılarla dolu bu eserde, biyografi ve roman arasındaki çizgi silikleşiyor. Satie’nin içdünyasını merak edenleri 20.yüzyıl başına taşıyan roman, Yusuf Eradam’ın Türkçesiyle bir solukta okunuyor.