Bir Köpeğin Gökyüzünü Çalmak

Bir Köpeğin Gökyüzünü Çalmak

301
PAYLAŞ

Kış usul usul yağıyordu kentime altı köşeli. Arabamızla, buza dönmüş yolda kaymamak için dikkatle ilerliyorduk frene bile basmaya korkarak.. Sis ve karanlık kaderiydi bu mevsimin; erkenden hava kararır ve buğu gibi yağardı sis akşamdan…

Cadde kenarındaki çöplerde karınlarını doyururdu köpekler, hiç olmazsa orada rahattı gönülleri.. Bilirlerdi ki kimse kovmazdı onları buradan. Sahiplenebildikleri bir yer bile yoktu.. Oysa ki onların duygularının olduğunu bir defa daha gördüm o akşam..

Yorgun argın bir iş gününün ardından eve gidiyordum. Arabamın tekeri patlamamış olsaydı ve ben gitmiş olsaydım görmeyecektim bir köpeğin gökyüzüne nasıl hisli baktığını..  Çöpten uzaklaştı, burnunu kar yağan havaya kaldırdı. Altı köşeli kar burnunun üstüne iniverdi paraşüt takmışçasına, olabildiğince nazik. Nefesi eritti hemen karı.. Gözlerini kıstı ışıklı sokakta, gözlerini kırpıştırarak uzunca seyretti burnunun üstünde artık su damlasına dönmüş kar tanesini.. Göğe kaldırdı başını..  Gökyüzü onu, o gökyüzünü kucaklıyordu.. Bir perdelik sevgi oynanıyordu sokakta.. Sokak ışıkları sadece ona vuruyordu. Dimdik duruyordu belki doğduğundan beri ilk defa, şimdi, şu sokakta… Bu, onun kendi hayatının başrolünü oynayışıydı.. Bir köpek, bir kedi veya kurt, kuş, çiçek, böcek sadece doğup büyüyüp ölmek için gelmiyordu bu dünyaya çünkü.. Koklamak için de varlardı onlar, nefes aldığını hissetmek için, sevgi için… Dünyanın temel dilinin sevgi olduğunu koşulsuzca kanıtlamak için..

İnsanlık ise her sevgiyi görmezden gelmek için vardı.. Çünkü mükemmeldik, çünkü en üstün bizdik.. Ne gam ama!! Oysa su sadece bizim için değil, ağaçlardaki yemişler de.. O köpeğin gökyüzünü çalan adam da sevmedi onu hissettim. Korna çaldı köpeğin usulca gökyüzünü seyredişine… Arabanın parlak farı aydınlattı sarı tüylerini köpeğin. Sonra dimdik duran sırtı eğildi.. Utandı karları yüzünde hissetmekten. Gururu döküldü yerlere… Kuyruğunu indirdi ve panikle geçti karşısına yolun.. Sokak lambaları sönüyordu yavaş yavaş.. Lüks müydü bu onun için sahi? Yemek aramak mıydı onu o yapan? Acı bir gülüş gelip geçiyor yüzümden… Kaldırımda, çöpün yanında durup bir defa daha baktı gökyüzüne.. Asırlık evini terkeden biri gibi kilit vurup hislerine koşturmaya başladı; süt doluydu göğüsleri, yavruları vardı belli ki… Bir anaydı; hem de hisli bir ana… Hislerini daha yaşardı da; gökyüzü çalınmış olmasaydı…

Yazar: Aynur Parlak