İnovasyonu Daha İyi Anlamamızı Sağlayacak Olan 4 Mercek

İnovasyonu Daha İyi Anlamamızı Sağlayacak Olan 4 Mercek

274
PAYLAŞ

Mercek içeriden geçen koşut ışınları düzgün bir biçimde birbirine yaklaştıran ya da birbirinden uzaklaştıran, camdan ya da ışık kırıcı herhangi bir maddeden yapılmış, genellikle küresel yüzeylerle sınırlanmış saydam cisim anlamına gelir.

 

Bir şeyi daha yakından incelemek istediğimizde mercekler elimize aldığımız mucizevi araçlardır. Bir anda çıplak gözle göremediklerimizi mercekler aracılığıyla yakından inceleme şansına sahip oluruz. İnovasyona daha yakından bakabilmek içinde keşfedilmiş mercekler olduğundan bahsetmek isterim.

 

Geçen beş ayımı inovasyon ve yaratıcılık hakkında düşünerek, okuyarak, çalışarak ve araştırarak geçirdiğimi söyleyebilirim.  Hayatınıza girmiş olan bazı insanlar vardır ki onları daha yakından tanıdıkça daha çok seversiniz. İnovasyon ve yaratıcılık hakkında öğrendikçe de böyle hissettim. İnovasyon kavramını yakından incelerken inovatif şirketler ve liderler tarafından inovasyonun büyük ustası olarak anılan Rowan Gibson’ın “İnovasyonun 4 Merceği” kitabı en çok zevk alarak okuduğum kitaplardan oldu. Adına yaraşır biçimde hem benim inovasyon ile ilgili yetenek ve yetkinliğimi derinleştirirken bir yandan da inovasyonu daha iyi görmemi sağladı. Her sayfanın ne kadar inovatif bir şekilde tasarlandığına tanık olarak ve inovasyona yaraşır bir kitabı elimde tuttuğumu bilerek ilerledim.

Yaratıcılığınızı kurumunuza nasıl aktarabileceğinizi öğrenmek isterseniz bu harika kitaptan öğrendiklerime bakmalısınız.

Üretmek erişebildiğimiz malzeme ve düşünceleri birleştirmek demektir. Başka şeyleri üretmek yada aynı şeyi başka yöntemle üretmek bu malzeme ve fikirleri farklı bir şekilde birleştirmektir. Andrew Hargadon “İnovasyon bu unsurları ayırıp yeni kombinasyonlarla yeniden birleştirme sürecidir.” demiştir. Bence bu tanım inovasyon kavramını en iyi açıklayan kavramlardan biri.

İnovasyona yaklaşımının içindeki yaratıcı süreç içinde ise her zaman sabit olan iki unsur vardır. Birinci unsur büyük fikirdir. Diğer unsur ise o fikre ilham veren aydınlatıcı içgörü yada içgörüleridir. Doğru şekilde içgörüler oluşturmadığımız takdirde çığır açan büyük fikirler üretemeyeceğiz.

Yaratıcılık kelimesini duyduğunuzda ilk ne düşünürsünüz. Çoğu insanın aklı hemen heykel, resim, müzik, dans yada sanatsal faaliyetlere gider. Yaratıcı ve sanatsal kelimelerini eşdeğer görebilirsiniz. Peki ya doktorların, mimarların, CEO’ların yaratıcı fikre ihtiyacı yok mudur? Her birimiz yaratıcı olma potansiyeline sahibiz, asıl mesele onu ne kadar kullanıp kullanmadığımız ve elimizdeki değerin farkında olup olmadığımızdır.

Yaratıcılı, inovasyonun kalbini oluşturmaktadır.

İnovatörler dünyayı olduğu gibi kabul etmek istemeyen ve onu olabileceğini hayal ettikleri şeye dönüştürmek için ittiren kişilerdir.

Rönesans inovatörlerini düşündüğümüzde aklımıza gelen ilk şey belki de onların aykırı tabiatları olduğudur.

İNOVASYONUN 4 MERCEĞİ’ne gelecek olursak

1. Ortodoksileri Sorgulamak:

Ortodoksi ne demektir? Tam anlamıyla ‘doğru inanç’ demektir. Ortodoksi ilk kez eski kilise çağlarında o zamanın dini toplumunda paylaşılan öğretinin temel inanç ve karşılaştırılan yorumlarını okuyup anlatmak için kullanıldı. Bugünkü iş kurumları benzer biçimde ortodoksiler ürünlerinin hizmetlerini geliştirme, fiyatlandırma, pazarlama ekipler ile hakaret edebilmek için kendini nasıl organize edeceklerini belirleyen yerleşik paradigma ve alışkanlıklar geliştirirler. Ortodoksi yerleşik bir inanç, geleneksel bir alışkanlık, doğru ve düzgün olduğuna inanılan muhafazakar bir düşünme şeklidir. Ortodoksiler kendi içlerinde kötü değillerdir. Aslında büyük çaplı bir işletme kurulumunun hayati bir parçasıdırlar. Problem şu ki ortodoksiller sorgulanmadan bırakılırsa kurumları yeni yöntemlere karşı körleştirebilirler.

“Şirketler çok başarılı olan modellerini sorgulayan düşünceyi bastırdıklarında dağılırlar.’’ Mark Parker, Nike CEO

2. Trendlerin dizginlerini ele almak:
Değişimin kendilerine karşı değil bir şekilde kendileri için çalışmasını sağlamayı bilenler trendlerin dizginlerini eline almış demekdir. Yıllar boyunca gelişen trendleri başarıyla inceleyen John Naisbitt, ’’Mind Set! Reset Your Thinking and See The Future” adlı kitabında “Gelecek şu anla bütünleşmiştir.’’ diyerek trendlerin zincirlerini ele almayı ortaya koymuştur. Benzer şekilde William Gibson bir radyo röportajında “Gelecek burada sadece muntazam dağılmamış.”’ demiştir. Onların sıradakinin ne olduğunu hayal etme becerileri şu anda olanları fark etmede ve anlamada çok iyi olmalarından gelir. Diğer herkesle aynı bilgi manzarasına bakarlar ama daha fazlasını görürler ve farklı görürler. İnovatörler sadece işaretleri toplamak konusunda değil, onları okuma konusunda da iyidirler.

“Şimdi var olan ve gözlemlenebilen trendler geleceği etkileyecektir.’’ Emily Greene Balch. Gelecek gittikçe daha az geçmişe benzeyecek ve daha az bizim beklediğimiz gibi olacaktır. Biraz korkutucu ama bolca enerji ve heyecan yüklü bir cümle öyle değil mi?

Aslında bir şirketin zaman içinde devamlılığını garantilemek için onun dünya kadar hızlı değişmesini sağlamamız gerektiğini fark etmemiz şarttır. Zaman içerisinde başarısız olan şirketlerin başarısızlık nedenleri geleceği ıskalamalarıdır.

Bu nedenle virajdan önce olacakları görecek öngörüye sahip olmak gerekir.

Sizin endüstrinizde tsunami ne olacak? Silinip süpürülmek yerine o dalgayı sürmeyi nasıl başarabilirsiniz? Bu soruların cevapları yine kitap da yer almakta.
Dalgaları durduramayabilirsiniz ama sörf yapmayı öğrenebilirsiniz. Değişim dalgalarını sürmeyi öğreneceksek ilk olarak dünyanın ve işimizin gelecekte nereye gidebileceğini ya da gitmesi gerektiğini gösterebilecek, gelişmeye başlayan trendleri bulma ve kabul etme yeteneğini geliştirmemiz gerekir.

Steve Jobs, geleceği öngörüp onu gerçekleştirme ilkesini mükemmel bir şekilde temsil eder.

3. Kaynakları Kullanmak:

İnovatörlerin kendilerini ve çevrelerindeki dünyayı ,birleştirilebilen ve yeni fırsatlara dönüştürebilen bir topluluk olarak görme yetenekleridir. Becerilerimizi ve varlığımızı yeni şekillerde, kombinasyonlarda ya da bağlamlarda kullanma kapasitemizin sınırsız olduğunu anlamaktır.

4. İhtiyaçları Anlamak: Çevrelerindeki dünyaya karşı bitmek bilmez merakları ve dünyayı gittikçe daha iyi bir yer haline getirebileceklerine sarsılmaz inançları olan insanların ihtiyaçları nasıl fark ettiklerini açıklıyor. İnsanların fark etmediği ihtiyaçlar yada varlığından bile haberdar olmadığı problemler için insanların daha önce hayal etmediği çözümler sunulmasıdır. Başkalarının ihmal ettiği konulara ve hayal kırıklıklarına dikkatini vermek ve problemler için yeni çözümler denemektir.

İnovasyonun Dört Merceği’nin her gün şirketinizde farklı düşünmeyi kullanmak, alışılmamış stratejik kavrayışlara ulaşmak ve işinizi büyütmek ve yenilemek için kullanabilirsiniz.

Yazar: Esra Miller